UTED FORUM
09 Eylül 2010, 17:54:44 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   PORTAL Yardım Son Konular UTED Ana Sayfa Giriş Yap KAYIT  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası  (Okunma Sayısı 930 defa)
12 Mayıs 2009, 17:02:44
HONOR
Yeni Üye
*

Karma 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33




Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası

Osmanlı Bankası Müzesi Sineması’nda yönetmenliğini M. Savaş Güvezne’nin üstlendiği, “Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası” adlı belgesel gösterilecek. 30 Nisan 2009 Perşembe günü saat 18:00 ve 19:00′ da yapılacak gösterimlerin ardından, Adnan Nur Baykal “Strateji Açısından Nuri Demirağ” konulu bir söyleşi gerçekleştirecek.

Belgeselde ele alınan kişi Nuri Demirağ… Bir işadamı. Demiryolları ihalelerine girerek Türkiye’de en fazla demiryolu inşaatını yapan müteahhit olmuş, yaptığı işlerin mükemelliği ve kişisel çabası nedeniyle, bir efsane kahramanı olarak anılmıştır. Kendisine Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verilmiştir.

Tamamlandığında 548 km uzunluğa ulaşan Samsun-Erzurum hattı; 22 km uzunluğundaki 138 tüneli, 22 demir köprüsü, yazları 1 günde sayısı 27 bini bulan işçileriyle, Türk müteahhitliğinin iftihar vesilelerinden birisi olmuş ve Demirağ’a büyük servet kazandırmıştır. Demirağ, cumhuriyetin çok önemli fabrikalarının da müteahhitliğini yapmıştır.

Nuri Demirağ, yalnızca genç cumhuriyetin ilk girişimcilerinden biri değildir. Ulusal özgüvenimizi kazanma yönünde verdiği mücadelenin yanı sıra, inandığı projelere yerli mühendis ve işçilerle imza atması nedeniyle de yaşadığı dönem için ayrı bir öneme sahiptir. Demirağ, 1930′larda dünyada daha emekleme çağında olan havacılık sektörüne yatırım yapmış, Beşiktaş’ta bir fabrika ve Yeşilköy’de de bir havaalanı kurmuştur. Türk Hava Kurumu’ndan sipariş aldığı 64 planör ve 12 uçağı imal etmiş, ama uçaklar teknik nedenler ileri sürülerek reddedilmiştir. Bunun üzerine Demirağ, elinde kalan uçakların iyi ve güvenilir olduğunu ispatlamak için bir uçuş okulu kurmuş, toplam 420 pilot yetiştirmiştir. 60 bin saat uçuş yapan uçakları ise hiç kaza yapmamıştır. Bu uçakların yurtdışına satışına yasak getirilmiş, fabrikası ve havaalanı istimlak edilmiştir. Yaptığı yolcu uçağı dikkatleri üzerine çekerken, yetkililer tarafından reddedilmiştir.

Dünya savaşının gölgesinde, özel havacılık sanayisi gibi çok önemli bir alanda böylesine bir teşebbüsün neticesiz kalmasının, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri, dönemin siyasi tarihinin irdelenmesi, Nuri Demirağ’ın davranış ve ilişkilerinin tanıklarla anlatılması, belgeselin içeriğini oluşturuyor[/b]


www.belgeseltv.org
Logged
12 Mayıs 2009, 17:13:27
HONOR
Yeni Üye
*

Karma 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33





 Uğruna servet harcanan Beşiktaş’ta bir tayyare fabrikası
Savaş Güvezne "Beşiktaş’ta bir tayyare fabrikası" belgeseliyle Nuri Demirağ’ın servetini harcadığı uçak fabrikasının hikayesini gözler önüne seriyor.

Türk havacılık tarihi aynı Türkiye"nin tarihi gibi geçmişin   tozlu yapraklarında kalan onlarca hikayeyle dolu. İşte bunlardan biri belgeselci Savaş Güvezne"nin detaylı ve titiz çalışmasıyla gün yüzüne çıkıyor. Güvezne, hazırladığı "Beşiktaş"ta bir tayyare fabrikası"       belgeseliyle işadamı Nuri Demirağ"ın uğruna servetini harcadığı uçak fabrikasının ibret dolu hikayesini gözler önüne seriyor.
             İLK TÜRK YOLCU UÇAĞI      Nuri Demirağ"ın en önemli projelerinden biri tamamen metal gövdeli bir yolcu uçağıydı. 1942"de başlayan projede çift motorlu, 6 yolcu kapasiteli NuD-38 adı verilen uçak tasarlandı. 1943"te Ankara, Sivas ve Selanik"e deneme uçuşları yapıldı. NuD-38, savaş halinde kısa bir tadilatla bombardıman uçağı haline getirilebiliyordu. Proje ne yazık ki destek görmedi, seri imalata geçilemedi. Demirağ"ın ölümünden sonra uçak diğerleriyle birlikte hurdacılara satıldı.

      Türkiye"nin ilk girişimcilerinden olan Nuri Demirağ, adını 1930"larda yaptığı binlerce kilometrelik demiryollarıyla duyurdu. Soyadı bizzat Atatürk tarafından verilen Demirağ, 1930"larda Türk Hava Kurumu"nun (THK) Hava Kuvvetleri için başlattığı bağış uçak kampanyasına Türkiye"ye uçak fabrikası kazandırmak üzere tüm servetini yatırdı. Halen İstanbul   Beşiktaş"ta Deniz Müzesi"nin bulunduğu yere fabrika binası yaptırdı.
       
      O yıllarda yabancı ülkelerin eski teknoloji transferini reddeden Demirağ,Türk mühendislerin geliştirdiği projelere ağırlık verdi. İlk siparişler THK"dan gelen planör ve eğitim uçağı siparişiydi. Mühendis Selahattin Alan, tek motorlu, çift kanatlı NuD-36 eğitim uçağını geliştirdi. Uçak, Mühendis Alan tarafından Eskişehir"e test uçuşları için götürülürken İnönü"ye inişte pilotaj hatası nedeniyle düştü. THK uçakları almaktan vazgeçti. Mahkemeyi kaybeden Demirağ yılmadı, ürettiği 12 uçakla Yeşilköy"de halen Atatürk Havalimanı"nın şu anki sınırlarını oluşturan Elmas Çiftliği"ni aldı. Burada uçuş eğitim verecek Gök Okulu"nu kurdu.
      Yüzlerce Türk gencine ücretsiz pilotaj eğitimi verdi.
      Ancak talihsizlikler Demirağ"ın peşini bırakmadı. Siparişi iptal edilen  Demirağ"ın yurtdışına uçak satışı İnönü döneminde yasaklandı. Menderes döneminde ise Demirağ"ın kiracısı olan bir gazetenin muhalif yayınları nedeniyle Gök Okulu arazisi devlet tarafından gerekçe gösterilmeden
kamulaştırıldı. İlk özel Türk uçak fabrikası ve uçuş okulu tarihe karıştı.     
      Yaklaşık iki yıllık araştırma ve aralarında Gök Okulu"nun öğretmen pilotlarından Nuri Demirağ"ın damadı Mehmet Kum gibi dönemin tanıklarının anlatımıyla sunulan belgesel, yayın için destek bekliyor.




www.turkiyeturizm.com
Logged
12 Mayıs 2009, 17:14:19
HONOR
Yeni Üye
*

Karma 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33




Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, tarihimizin ilk “uçan taşıt”ını geliştiren Hezarfen Ahmet Çelebi’nin, Galata Kulesi’nden yaptığı ilk uçuş denemesinin ardından Sultan IV. Murad tarafından bir kese altınla ödüllendirilip, “Bu adem pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil” diyerek Cezayir’e sürgüne gönderildiğini yazar.
Cumhuriyet tarihinin ilk özel uçak fabrikası ile uçuş okulunu kuran ve iki uçak modeli üreten Nuri Demirağ’ın başına gelenler de Hezarfen Çelebi’nin yaşadıklarından farklı değil.
Belgesel Sinemacı Savaş Güvezne’nin bir buçuk yıl süren araştırması ve sekiz aylık çekimlerin ardından gün yüzüne çıkardığı ve “Beşiktaş’ta bir Tayyare Fabrikası” adıyla belgeselleştirdiği Cumhuriyet’in bu ilk büyük girişimcilerinden Nuri Demirağ’ın hayatı, bir dönemin Türkiye’sine ışık tutuyor.

DEMİRYOLUNDAN HAVACILIĞA • Savaş Güvezne’nin, Demirağ’ın kızı, torunu ve damadının da aralarında bulunduğu yaklaşık yirmiye yakın tanık ile yaptığı görüşme ve arşiv kayıtlarına dayanayarak verdiği bilgilere göre, 1886 yılında Sivas Divriği’de doğan Nuri Demirağ, adını demiryolu müteahhitliğiyle duyurmuştu. Sivas-Erzurum, Fevzipaşa-Diyarbakır, Afyon-Antalya, Irmak-Filyos hatlarında 1012 kilometrelik demiryolu döşeyen Demirağ’a soyadını 1934 yılında Atatürk bu yüzden vermişti.
Müteahhitlik yaparak büyük servet biriktiren Demirağ’ın havacılığa yönelmesi de ilginç bir olayla başlamıştı. O yıllarda vatandaşların bağışlarıyla uçak satın alabilen devlete Demirağ’ın kardeşi üç bin lira bağışta bulundu. Basın, bu bağışı bir kampanyaya dönüştürerek ağabey Nuri Demirağ’ı da katmaya çalışarak, “Kardeşiniz üç bin lira verdi, siz de heralde dört bin verirsiniz” dedi. Buna karşılık Nuri Demirağ “Hayır dört bin lira değil, bütün servetimi vereceğim” diyerek Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kurmaya girişti.

İLK ÖZEL UÇAK FABRİKASI • İngiltere, Çekoslovakya ve Almanya’daki uçak fabrikalarını gezen Demirağ, Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Alan ile birlikte İstanbul Beşiktaş’taki bugün Deniz Müzesi olarak kullanılan Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin hemen ilerisinde 1936 yılında modern bir uçak fabrikası kurdu. Test uçuşu için de, bugün Yeşilköy’de, Atatürk Havalimanı’nın bulunduğu yerde, ihtiyaç duyulan pist ve atölyeler için 1559 dönümlük geniş bir arazi satın aldı. İlk siparişi Türk Hava Kurumu (THK) verdi. THK, birinci etapta 65 planör, ikinci etapta 10 adet eğitim uçağı istedi.
1937-1938 yıllarında birinci etaptaki planör sparişleri teslim edildi. İkinci etapta da eğitim uçağı olarak, çizimlerini Selehattin Alan’ın yaptığı tek motorlu Nu.D-36 tipi 24 uçak üretildi. Bu modelin motoru Çekoslavakya’dan alınmıştı.

TALİHSİZ KAZA • Üretilen 10 uçağın teslim edilmeden önce Eskişehir’de test edilmesi gerekiyordu. Büyük heyecan yaşanıyordu. Bir pilotun, uçağı Eskişehir’e götürmesi gerekiyordu ancak uçuş deneyimi yetersiz olan mühendis Selahattin Alan uçağı bizzat götürmek isteyince bu görev ona verildi. Alan, Eskişehir’e iniş yaparken pistin önüne kazılan hendeğe düşüp yaşamını yitirdi. THK, pilotaj hatasından kaynaklanan bu talihsiz kaza üzerine bütün siparişlerini iptal etti.
Demirağ, dönemin cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerine mektuplar yazarak kurduğu uçak fabrikasının önemini anlattı ve THK’nın kararının düzeltilmesini istedi. Ancak bundan sonuç alamayınca THK’yı mahkemeye verdi. Mahkemenin atadığı bilirkişi Demirağ’ın lehinde görüş bildirmesine karşın mahkeme aleyhte karar verdi. Demirağ için artık zor günler başlamıştı. Bu karar Demirağ için sonun başlangıcı olmuştu.

İNÖNÜ ENGELİ • Mücadeleyi bırakmayan Demirağ uçaklarını yurt dışında satmayı düşünmüştü. Ancak aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, “Uçaklar harp malıdır, yurt dışında satılamaz” kararı sebebiyle Demirağ, uçaklarını yurt dışında da satamayacaktı.
Demirağ’ın önünde başka yol kalmamıştı ve fabrikanın kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Dönemin tanıkları, TBMM’nin bu kararının doğrudan Demirağ’ı hedeflediği yorumlarını yapmıştı. Dönem, “Milli Şef” İsmet İnönü’nün etkili olduğu yıllardı. Sinemacı Belgeselci Savaş Güvezne’nin dönemin tanıklarıyla cevabını aradığı bu soru için ortak bir kanaat ortaya çıkmıştı: “İnönü’nün Türkiye’nin en büyük girişimlerinden olan bu uçak fabrikasının kaderinden habersiz olması mümkün değildi, Demirağ İnönü’ye gönderdiği mektuplarla bu sorunları anlatmıştı. Demirağ’ın uçak fabrikası kapanmak zorunda kalmışsa, Sultan IV. Murad’ın rivayet edildiği üzere Hezarfen için ‘Bu adem pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil’ diye sarfettiği bu sözlerin etkili olduğu muhakaktır.”
 
Nu.D-38 DÜNYADA A SINIFINA ALINDI • THK’nın tüm siparişlerini iptal etmesi kararından yılmayan Demirağ, uçaklarının yeterliliğini kanıtlamak için Yeşilköy’de “Nuri Demirağ Gök Okulu” adıyla bir okul açarak pilot yetiştirmeye başladı. Demirağ yılmadan uçaklarını kendi kurduğu yatılı okulda kullandı. Çoğu memleketi Divriği olmak üzere, çok sayıda ögrenciye pilotluk eğitimi verdi.
Bu öğrencilerin bütün masraflarını karşıladığı gibi, hepsine ayda 150’şer lira da burs verdi. Burada üretilen uçaklar 60 bin saatlik uçuş deneyimine ulaşarak, adeta yok olmaya mahkûm edilen fabrikasının Türkiye için önemini kanıtlıyordu. Bununla da yetinmeyen Demirağ, 1938’de yeni bir uçak modeli üretmeye girişti. Demirağ’ın Nu.D-38 adını verdiği bu çift motorlu uçak, barışta yolcu uçağı, savaşta bombardıman uçağı olarak kullanılacaktı. Saatte 270 kilometre hıza ulaşan bu model beş bin 500 metre yüksekliğe çıkabiliyordu. Bu modelle Demirağ, dünya uçak sanayiinin de dikkatlerini üzerine çekti ve dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. THK ise, Demirağ’ın altı tane ürettiği bu uçağı, yolcu uçağı kategorisinde değerlendirmediği için satın almadı.

Logged
27 Mayıs 2009, 20:17:55
BlackWizards
Yeni Üye
*

Karma 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 11




Döküman için daha doğrusu bılgi için teşekkürler.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!